29 Kasım, 2011 - İzlenme: 68973

Asırlar önce O’nun doğduğu gece anlam kazandı aslında kâinat. Mana cûş u hurûşa geldi. Bütün mevcûdât secde etti aziz Ruhâniyetine elest bezminde olduğu gibi… Şirkin, küfrün, cehâletin… beli kırıldı mübarek nefesiyle. Dumura uğradı gönül gözlerini kör edenler, idraklerini perdeleyenler, yetimi itip-kakan, fakiri hor gören, mazluma zulmeden kan içiciler. Ve Aşk, mahabbet, akıl, izan ve intizam hâkim oldu enfüste ve âfakta… Ne kadar da, Kitâb’ının ve bedii sözlerinin tesiri, o günkü gibi ser taç olsa da duru gönüllerde, Hasen ü Hüseyn’le yaşadı enin teessürü ümmet Kerbelâ’da. Muharrem… Telaffuzu bile mü’mini alır götürür, gark eder hüzne, kedere, derde. Girizgâhın verdiği sevinç ve hüzün aslında yüce Yaradan’ın insan için değişmez bir takdirdir. Efendimiz aleyhisselâm’ın dünyayı teşrifi münasebetiyle manaya talip olan, bir mürşid-i kâmile “lâ”sız teslim olan, nefsini arındıran, içindeki şirk putlarını kırabilen kurtuluşa ermiştir, sevinmek hakkıdır. Kıymetli üstatların Rızây-ı Bârî kokan gül endamlı kalemleri, Mevlânâ’nın ney inleyişindeki kastını bir nebze de olsa sunmaya çalıştı siz değerli okurlarımıza… Nice Hakk âşıkları; bir sesten, nefesten, harften, nesneden, küçük bir işaretten olmuşsa vâsıl ilallâh, Bizimki de bir umut, kendi kandilimizi yakamasak da… Sonraki sayıda buluşmak ümidiyle, Cenâb-ı Hakk’a emanet olunuz. vesselâm…

08 Ağustos, 2010

25 Aralık, 2010

12 Ekim, 2010

12 Aralık, 2021

28 Haziran, 2011

16 Temmuz, 2023

31 Temmuz, 2015

15 Haziran, 2007